diets_lowcarb

1921 yılında endokrinolog doktor Henry Rawle Geyelin Amerikan Tıp Birliği’ nin yıllık toplantısında oruç tedavisinin epilepsi nöbetlerindeki iyileştirici etkisi hakkında bir konuşma yapmıştı. 90 yıl sonra Geyelin bunun yeni bir mucize diyet yönteminin müjdecisi olduğunu duysaydı muhtemelen çok şaşırırdı.

“Yeni Atkins Diyeti” olarakta bilinen ketojenik diyet, çok sayıda insan tarafından kulanılmaya başladı. Fakat rejim üzerine pek çok araştırma yapmış olan Boston Üni.’ den profesör Thomas Seyfried bu konuda uyarıda bulunuyor: ”  Bu diyet hafife alınacak türde bir diyet değildir ve özel olarak bu konuda uzmanlaşmış sağlık profesyonelleri tarafından uygulanmalıdır. Yanlış uygulandığında kan yağ değerlerinde sağlıklı olmayan yönde bozulmaya yol açabilir. Ancak doğru uygulandığı takdirde kalp için kan değerleri gözel görünüyor.”

Bu diyet kendisi aynı zamanda insülini diyabet tedavisinde kullanan New York’ taki ilk doktorlardan da olan Geyelin’ in mirasına dayanmaktadır. ama aslında onun fikirleri yeni değildi. Antik yunanda epilepsi nöbetlerini kontrol etmede en iyi yolun yemek yemeyi kesmek olduğu Hipokrat tarafından keşfedilmişti. Ne yazık ki çok bariz bir şekilde bu uzun süreli bir çözüm olamazdı. Geyelin ve Hipokrat, oruç bittiğinde nöbetlerin aynı şekilde geri döndüğü sonucuna vardılar.

ts_epilepsy_sm2

Epilepsi nöbetleri beyindeki anormal elektriksel aktiviteler sonucu ortaya çıkmaktadır. Epilepsinin sebepleri, kafa yaralanması sonucunda gende meydana gelen bir bozulma veya tüm vücuttaki kronik bir iltihaplanma olarak çeşitlilik gösterebilmektedir. Geyelin oruç sırasında buna karşı etki gösteren şeyin ne olduğunu merak etti.

Yaptığı araştırmalar sonucunda kandaki iki molekülde değişimler olduğunu anladı: kandaki glukoz seviyelerinde düşüş ve keton olarak adlandırılan, yağ metabolizması sonucu orataya çıkan maddelerde artış. Yıllar içerisinde ketojenik diyet geliştirildi ve katı diyet programlarıyla alınan yağın karbonhidrat ve proteinlere kıyasla 4: 1 oranında olması gerektiği sonucuna varıldı.

Fındık, krema, tereyağı gibi yağ kaynaklarının kullanılması teşvik edilirken ekmek, makarna, şeker ve tahıllar tamamen yasaklandı. Sonuç olarak ketonlar alternatif enerji kaynağı olarak glukozun yerini aldı ve böylece epilepsi nöbetlerine ve pek çok hastalığa sebep olabilecek vücutsal iltihapların azaltılması amaçlandı. Buna ek olarak bu durum sağlıklı kilo kaybını da teşvik etmekteydi. Bu yetersiz beslenmeden kaynaklanan sonuçlar farklıdır.

İlk yıllarda epilepsi tedavisinde inanılmaz bir başarı yakalandı. Fakat sonra 1938′ de epilepsi nöbetlerini önleyen bir ilaç olan phenytoin keşfedildi. Epilepsi tedavisinde tercih edilen bir ilaç haline geldi ve zamanla ketojenik diyet unutuldu.

1994 yılınca yönetmen Jim Abrahams Baltimore Johns Hopkins Hastane’ sinden bir doktor tarafından verilen bir diyetle karşılaştı. Abrahams’ ın  2 yaşındaki oğlu gün içerisinde yüzlerce kez epilepsi nöbeti geçiriyor ve ne ilaçlara ne de beyin ameliyatına cevap veriyordu.

” Çaresiz bir durumdaydık ve seçenekleri gözden geçirmek adına araştırmaya başladım. ” diyor Abrahams. “Ketojenik diyet ve Teksas’ taki bir takım bitkisel tedavi uzmanları hakkında şeyler duyduk. Charlie’ nin doktoruna bu konuyu sorduğumda ” Bence bu yazı tura atmaya benziyor. Denemelisiniz fakat ben işe yarayacağını sanmıyorum” cevabını aldım.

Ancak diyete başladıktan bir ay kadar sonra Charlie hem ilaçlardan hem de kasılmalardan kurtuldu. “Bu mucize gibiydi” diyor Abrahams. ” 1990′ larda bu diyetle ilgili insanlar arasında gelişime engel olduğu ve uzun vadede yan etkileri olduğu gibi pek çok söylenti dolaşıyordu. Diğer konuysa diyetin zorluğuydu. Diyet elbette zordu fakat sizce hangisi daha zor? Çocuğunuzun ne yediğini kontrol etmek mi yoksa karşınızda sürekli nöbetler geçirirken onu izlemek mi?”

Nöbetleri engelleyici ilaçlar epilepsi hastalarında % 70 oranında işe yaramaktadır fakat eğer hasta bir ilaca cevap vermezse bir diğer ilacın işe yarama olasılığı sadece % 10- 15 civarındadır. Buna ek olarak kişilerde saç uzamasında sorunlar, kemik yoğunluğunda değişimlerden ruhsal çöküntüye varana dek uzun vadede pek çok yan etkileri mevcuttur. Benzer sorunu yaşayan ailelerin dikkatini bu diyete çekebilmek amacıyla Abraham 1997 yılında başrolünde Meryl Streep’ in oynadığı kendi ailesel deneyimine dayanan “First Do No Harm- Önce Zarar Verme”  filmini çekti.

Bu konuya olan ilgide yeni bir patlama yarattı. Düşük kan şekeri ve yüksek keton kombinasyonunun nöbetlerin önlenmesinde ne kadar işe yaradığının anlaşılması derin araştırmaların konusu haline geldi. Diyetin bazı tümörlerin büyümelerinin yavaşlamasında etkili olduğu ve alzheimer hastalığının etkilerini de belirgin şekilde geciktirdiği de ortaya çıktı.

cancer

“Bu diyet bütün normal hücrelerinizin metabolik etkinliğini arttırıyor. ” diyor Seyfried. ” Kanserli hücreler büyümek için gerekli olan enerjilerini fermentasyonla sağlarlar ki bunun için de şekere ihtiyaçları vardır. Eğer şekeri kısıtlı alırsanız onların yakıtlarını da almış olursunuz. Bu diyeti uygulayan çoğu insanın tümörlerinin büyümeyi durdurduğunu veya ağrısız bir hale geldiğini biliyoruz. Bu hücrelere toksik olmayan ilaçlara karşı daha zayıf ve tedaviye karşı daha savunmasız hale geliyorlar.

Yetersiz izlenmenin yanısıra ketojenik diyetin en büyük zorluğu kişinin sürekli olarak kendini takip etmek zorunda olmasıdır. Bu yüzden en son çare olan ilaç normal bir diyetle beraber bu diyetin etkilerini gösterebilir. Bununla beraber bu uzun bir yoldur.

Abrahams’ a göre bu durum kişinin iradesinden çok parasal destekle ilgilidir. ” Artık hastaneler özellikle Amerika’ da işyeri haline geldi. Bu diyetin eğitimli bir diyetisyen tarafından uygulanması gerekiyor, bu yoğun bir çalışma, uzun çalışmalar gerekiyor ve sonunda da bir altın çömlek yok. Ailelere sağlanan yarar dışında..” diyor Abraham.

Kaynak:  www.theguardian.com Çeviri: Bora Demircioğlu

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>